Evi Motora Yüklemek

Son bir haftadır en büyük eğlencem, X-City' yle haziran başında çıkacağım seyahat için eşyalarımı toplayıp toplayıp dağıtmak. Motoru yüklüyorum, geri boşaltıyorum. Çantaları dolduruyorum, geri boşaltıyorum. Kafam çoktan Gelidonya Feneri' nin yamacına matı serdi, ben nasıl oluyor da hala İstanbul' dayım anlamıyorum.

Madem bu kadar eşya yükleyip boşaltmakla uğraşıyorum, bari dedim, bir yazı yazayım. Çantaya Ne Koymalı serisi bu blogun en çok okunan ve faydalanılan yazısı. Üzerinden de üç dört sene ve onlarca seyahat geçti. Yeni tecrübeler ışığında yeni bir liste paylaşmanın vaktidir diye düşündüm. :) Tabii her seyahatin ve insanın koşulları farklıdır, o yüzden siz benim bu kişisel tecrübelerimi kendinize göre modifiye edip kullanınız. Hatta farklı bir fikriniz varsa yorum yazarsanız çok sevinirim. :)

Eveet, koşullarımız şöyle: Burçak, kadın, 30 yaşında, solo seyyah, 2012 model 250 cc lik sukutırla geziyor. Az para harcayacak, çoğunlukla kamp yapmak niyetinde, kendi yemeğini kendi yapacak. Seyahati 30+15 gün olmak üzere toplam 45 gün olarak planlamış. ( Son 15 gün Şirince' de, Tiyatro Medresesi' nde geçecek ) Haziran başından temmuz ortasına kadar, Ege ve Akdeniz kıyılarında.

Evet, elimizdeki koşullar bunlar. Bütünden parçalara bölerek başlıyorum. Soru: Kaç farklı depolama alanım var? Cevap:

1) Topcase
2) Sele Altı Bagaj
3) Torpido Gözü

olmak üzere, motora ait üç depolama alanı. Ve:

4) Büyük sırt çantası
5) Küçük sırt çantası
6) Bel çantası

olmak üzere, bana ait üç depolama alanı daha. Bu, solo seyahat etmenin hikmeti. Tek motorla iki kişi geziyor olsaydık, büyük ihtimalle büyük sırt çantasını topcase' in üstüne koyacaktık veya yan çantalara da ihtiyaç duyacaktık, tıpkı rahmetli Achtung' a yaptığımız gibi motorun belini amansızca bükecektik.

"Öleceksin"
Ama şimdi tek başımayım ve böyle bir zulüme ihtiyaç yok. :) Şimdi eşyalarımızı paylaştırmaya başlayabiliriz.

TOPCASE

Topcase' i yerleştirirken aklımdaki soru şu: Bir molada, ani bir yol kıyısı pikniğinde neye ihtiyacım olacak? Dolayısıyla, yer örtüsü olarak da kullandığım muşamba yağmurluk, piknik ocağı, kap kacak, kahve, tarhana, bisküvi vb. dayanıklı yiyeceklerimi sakladığım yemek çantası, hatta sefa p.zevengi olduğum için hamak hep burada, topcase' de. Böylece tatlı bir su kıyısı, ağaç gölgesi beni "Gel canım biraz dinlen" diye çağırdığında, motordan hiçbir şeyi döküp saçmak zorunda kalmadan, sadece topcase ekibimle obamı kurup keyif çatabilirim. Tabii burada önemli olan başka bir konu da, artçı selesine bağlayacağımız büyük sırt çantasını dik değil yatay olarak bağlamak, böylece topcase' in açılmasına engel olmamak.


SELE ALTI BAGAJ

Burası, motor yüklüyken en zor ulaşacağımız bölme, dolayısıyla her an elimizin altında olması gereken şeyleri değil de, gecelik bir kamp kurduğumuzda, bütün eşyamızı döktüğümüzde lazım olabilecek eşyaları koymak mantıklı. Ben buraya nadiren kullanacağımı düşündüğüm bilgisayarımı, yedek okuma kitaplarımı*, lastikler için hava ölçeri ve kompresörü** ve ilkyardım çantasını koyuyorum.

Eskiden levyesine, yedek iç lastiğine, lokma takımına varana kadar yanımda alet edavat taşıyordum. Tecrübelerim beni bu konuda sadeleşmeye itti. Her şeyi kendim halledebilecek olmak hissi başta güzeldi ama şimdi biraz yardım almakta pek sakınca yokmuş gibi geliyor. :)

TORPİDO GÖZÜ

İşte sukutırın sürücüsüne sunduğu güzelliklerden biri. Buraya, el altında olması gereken ufak tefeği koyuyorum. Mesela benim sağ dikiz aynamın yuvası biraz yalama, bazen sıkılaştırmak gerekiyor. Bunun için küçük bir İngiliz anahtarı, ön camı sökmek için alyan, kask kılıfı ve geri kalan her şey için bir duct tape, torpido gözü ahalisini oluşturuyor.

KÜÇÜK SIRT ÇANTASI

Diyelim bir yol kenarında veya benzincide durdunuz, şurada bir çay içeyim bari dediniz. Küçük sırt çantası, motordan uzaktayken de yanınızda olması gereken eşyalarınız için. Benim son derece kişisel listem şu şekilde: Su şişesi, yol notlarım için defter ve kalem, okuma kitabım, fotoğraf makinesi ( ille fotoğraf çekeceğimden değil, motorda bırakırsam aklım kalacağı için ), güneş koruma kremi, sinek kovucu krem. Bu son ikisinin gerçekten önemli olduğunu bana acı tecrübelerim öğretti, yoksa başlarda pek böyle titiz değildim. :) Yanısıra ıslak mendil ve normal kağıt mendil, hatta belki küçük bir pürel, sırt çantamızın bileşenlerini oluşturuyor. Ben ayrıca bel çantası taşımayı pratik buluyorum ama bel çantası taşımayıp ona koyacaklarınızı da sırt çantanızda taşıyabilirsiniz tabii ki.

BEL ÇANTASI

Cüzdan, kimlik-pasaport gibi evraklar ve kullanmadığım zamanlarda GoPro' m burada duruyor. Motor montumun cepleri çok küçük olduğu için telefonu ve motorun anahtarını koymak için de iyi bir alternatif oluşturuyor. Ayrıca cepsiz pantolon/şalvar giydiğim zaman da bir numaralı yardımcım. :)

BÜYÜK SIRT ÇANTASI

Bunu özellikle sona bıraktım, çünkü eşyamın çoğu bu çantada. Yıllar içinde lazım olacağını düşündüğüm pek çok şeyin o kadar da gerekmediğini, hiç aklıma gelmeyen bazı şeylerin ise gerekli olduğunu gördüm, tabii yine kişisel tecrübeler ışığında. Son güncel listem şu şekilde:




Bir tişört, bir askısız ( strapless ) üst. Askısız üstlerin güneşin çatında çok daha tercih edilir olduğunu fark ettiğimden beri yanımdan ayırmıyorum, amele yanıklarından kaçınmak için özellikle. :) Bunun dışında üstünüzdekiyle beraber bir de yedek tişört yeter. İki yedek çamaşır, bir bikini üstü ve bir sutyen. İkisinden biri zaten içinizde olacak. Geçen sene bikini üstüm var nasıl olsa diye sutyen almamıştım ama akşama doğru denize girdiğim bir gün kurumak bilmedi. Aksi gibi o akşam da yemeğe davetliydim ve ıslak bikini üstüyle gitmek zorunda kaldığım için epey üşümüştüm.

İki çift yedek çorap, biri gece serin olma ihtimaline karşı kalın olabilir. Bir havlu, bir yedek pantolon/şalvar ( ben şalvar kullanıyorum ), bir uzun kollu, kapşonlu üst veya ince kazak vb. ve peştemal, kamp kreasyonumuzu oluşturuyor.

Bunun dışında, son dört senedir yola Lafuma Kempi sandaletle çıkıyorum. Su geçirmez bir ayakkabıdansa, su geçirmesinde sakınca olmayan bir ayakkabı bana daha mantıklı geliyor. :) Hem de çok rahat ve korunaklı. İçine yaşlı turist gibi çorap da giyiyorum serin havalarda. Aslında kanyon yürüyüşleri, ıslak zeminler için çok uygun bir ayakkabı. Tek büyük dezavantajı çok zor kuruması. Bu yüzden, tecrübelerim beni bir de deniz ayakkabısı edinmeye itti, böylece zor kuruyan sandaletlerimi ıslatmam gerekmeyecek. Böyle kıyı kıyı gezeceğiniz bir yerde mutlaka bulunsun derim, her yerin denizini ve zeminini tanıyamazsınız.

Bunun dışında ayacıklarınızı kurutmak, havadar gezmek için hafif bir parmak arası terlik her derdin devası.

Bu sene, eskiden kullandığım Intex dalgalı kamp yatağımı hiç rahat edemediğim için daha kalın bir şişme yatakla değiştirdim.

Esas marjinal değişiklik ise bu sene uyku tulumunu taşımaktan bütünüyle vazgeçip yerine basit bir polar battaniye almaya karar vermiş olmam. Battaniyenin depolanma şekilleri, birazdan göstereceğim gibi, uyku tulumuna göre çok daha avantajlı olabiliyor. Haziran ayında en fazla ne kadar üşüyebilirim ki dedim, gerekirse neyim var neyim yok giyer öyle yatarım. :)

Bunun dışında GoPro' nun aksesuarları; harddisk, batarya, yedek telefon ( geçen sene yolda telefonun ekranı bozulunca keşke alsaymışım demiştim ) fiş ve kablolardan müteşekkil elektronik çantası, küçük bir dikiş kutusu ve banyo çantası ve yürüyüş batonları*** bu senenin şanslıları.

En iddialı eşya ise, Dechatlon' dan aldığım, aşırı yer kaplayan ve hiç de hafif olmayan su altı maskesi. Su altını izlemeye çok meraklıyım ve gittiğim yerlerde bazen çok güzel görüntüler yakalıyorum. Ama  önünde sonunda buğu yapmayan bir maske bulamadım hiçbir zaman. Bu arkadaş eğer söylendiği kadar iddialıysa taşımaya değer. Ben aşırı miyop, sırf şunu rahat kullanayım diye yanıma lens alıyorum bu sene. Göreceğiz bakalım. :)

Eşyaların kılıflanmış halleri şu şekilde:




Son yüklenmiş halleri de böyle:



Gördüğünüz gibi, battaniye olunca diğer bütün eşyaları kaplayacak şekilde serip çantayı kapatabiliyorum. Aynısını uyku tulumuyla da denedim, hacmi ve malzemenin kayganlığı sebebiyle pek kolay olmadı. O yüzden, bugüne kadar uyku tulumunu kampın vazgeçilmezi olarak gören ben, uyku tulumuyla - en azından yaz ayları için - vedalaşıyorum. :)

* Okuma kitapları konusunu ilk Çantaya Ne Koymalı? konusunda incelemiştik, hatta Canavar Keşifte bize kindle konusunda çok faydalı yorumlarda bulunmuştu. Ben ise hala biraz eski moda bir okur olarak, kağıda dokunabildiğim kitaplardan vazgeçemiyorum. Şimdilerde mini kitaplar yaygınlaşmaya başladı. Can Yayınları bazı klasikleri harika bir tasarım ve dizgiyle mini kitap haline getirmiş, ilk olarak Urfa seyahatimde Beyaz Diş' i okuyarak başladım. Gerçekten pantolon cebinize sığacak kadar küçük, ama bir o kadar rahat okunan kitaplar yapmışlar. Onlardan bir dolu aldım ve sele altına küçük bir kitaplık yaptım. :)

**Daha önce Uzun Süreli Motosiklet Yolculukları konusunda çakmak soketinden bahsetmiştim. X-City' yle uzun yola çıkmaya karar verince de çakmak soketi elzem oldu. :) Ahmet Usta' yla düşündük taşındık, en mantıklı yerin, korunaklı olması bakımından sele altı olduğuna karar verdik. :) Yıllar önce Achtung' la kullandığım kompresörüm yeniden kullanılabilir duruma geldi böylece. Kompresör hem lastikler için, hem de şişme yatak için harika bir icat. :))

***Bu sene bir radikal değişiklik daha yaptım ve çadırsız kampa karar verdim. Çadır, ikinci katmanını sermesem de yazın gerçekten sıcak olabiliyor. Benim kamp yapma koşullarımda aman aman şart değil. Öte yandan, gölge çok ama çok önemli. Bu yüzden çadır yerine UV filtreli, su geçirmez bir tarpla ve ağaç bulabilirsem hamakla, bulamazsam şişme yatakla uyumak niyetindeyim. Yine de garanti olsun diye çadırın sineklik katmanını şimdilik yanıma alıyorum. İlk bir iki hafta ihtiyacım olmadığına ikna olursam eve geri postalayacağım. :) Yürüyüş batonları da tabii temelde yürüyüş için, ama bir o kadar da tarpa direk olsunlar diye. Zira tarpla beraber gelen direkler çok ağır ve hantal. Yine de, bazı durumlarda dört direk birden işe yarayabilir. Bu konuda henüz kararsızım. :)

Faydalı olur belki diye, kendim için yaptığım listeyi de şuracığa iliştirip hepinizi öpüyorum. Sahillerde, ormanlarda, benzincilerde, göl kıyılarında, kayalıklarda, kanyonlarda, yıldızların altında, kızgın kumların üstünde karşılaşmak üzere esenlikler dilerim. :)









Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇANTAYA NE KOYMALI - 1 Sırt Çantalı Seyahat

X-CITY' YLE EFENDİLİĞİN KİTABINI YAZMAK

Böcekler Diyarı Çilingoz ve Tırtıl Otobüs